user
e
sv

SGK Denetimleri ve Sahte Boşanma Durumlarına Yönelik Güncel Uygulamalar

55 okunma — 13 Temmuz 2025 03:00

SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK) Denetimleri ve Sahte Boşanma Vakaları

SGK, özellikle maaş ve aylık ödemelerinde sahte boşanma vakalarını önlemek amacıyla kapsamlı denetimler gerçekleştiriyor. Geçen yıl yapılan incelemelerde, toplam 2.414 kişinin sahte şekilde boşanma yoluna gittiği tespit edilmiştir. Bu kişiler arasında, resmi olarak boşandıkları halde fiilen aynı evde yaşamaya devam edenler bulunuyor. SGK, bu durumları tespit ettiğinde, ilgili kişilerin maaşlarını derhal kesiyor ve ödenen tutarları, yasal faizleriyle birlikte geri alıyor. Ayrıca, bu tür sahtekarlıklar suç sayılarak, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuluyor.

Özellikle, vefat eden sigortalıların yakınlarına bağlanan dul ve yetim aylıklarıyla ilgili düzenlemelerde de dikkatli olunuyor. Kız çocukları, evli olmamaları, boşanmış veya dul kalmaları şartıyla aylık almaya devam edebiliyor. Ancak, sahte evlilik ve boşanma yoluyla bu hakların kötüye kullanılması engelleniyor. Bu tür usulsüzlükler, hem etik hem de yasal açıdan ciddi suçlar olarak kabul ediliyor. İstanbul Ticaret Gazetesi Yazarı İsa Karakaş, bugün köşesinde SGK denetimlerine ve sahte boşanma vakalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK) Denetimleri ve Sahte Boşanma Vakaları

SGK’NIN Denetim ve Uygulama Çalışmaları

SGK, her yıl düzenli olarak yaptığı denetimlerle binlerce sahtecilik olayını ortaya çıkarıyor. 2023 yıl sonunda gerçekleştirilen incelemelerde, 2.418 sahte boşanma vakası tespit edilmiştir. Bu kişiler arasında, resmen boşandıkları halde fiilen birlikte yaşamaya devam edenler bulunuyor. SGK, bu kişilerin maaşlarını ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) tutarlarını geri alıyor, ödenen toplam tutarları faizleriyle birlikte tahsil ediyor. Ayrıca, ilgili kişiler hakkında sahtecilik suçundan Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuluyor.

SGK'NIN Denetim ve Uygulama Çalışmaları

Yargıtay Emsal Kararları ve Hukuki Çerçeve

Sahtelik nedeniyle maaşı kesilen bireylerin yargıya başvurması sık rastlanan bir durum. Bu noktada, Yargıtay’ın verdiği önemli bir emsal karar bulunuyor. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin E: 2011/4060, K: 2011/15309 sayılı kararı, sahte boşanma ve fiilen birlikte yaşama durumlarının değerlendirilmesinde temel ilkeleri belirliyor.

Yargıtay Emsal Kararları ve Hukuki Çerçeve

Yasal Dayanak ve Kanuni Çerçeve

5510 sayılı Kanun’un 56. maddesinin 2. fıkrası, şu hükmü içeriyor: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen kişi ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi tarafından 28.04.2011 tarihinde yapılan başvuruda, iptal edilmedi ve yürürlükte kalmaya devam etti. Bu hüküm, hem boşanma sonrası ekonomik hakların korunması hem de sahtecilik ve suiistimalleri engellemek amacıyla konulmuştur.

Yasal Dayanak ve Kanuni Çerçeve

Davaların Konusu ve Yargı Kararları

Özellikle, boşandığı halde fiilen birlikte yaşayanların maaşlarının kesilmesi ve ödemelerin geri alınması ile ilgili davalar sıkça görülüyor. Davacı, SGK işleminin iptali ve aylığın yeniden bağlanması talebinde bulunuyor. Yargıtay kararları, bu tür davalarda kişinin fiilen birlikte yaşama tercihinin bireysel özgürlük kapsamında olduğunu kabul etse de, devletin bu durumu engelleme ve önleme hakkına sahip olduğunu vurguluyor.

Davaların Konusu ve Yargı Kararları

Yargıtay, özellikle 01.10.2008 sonrası yürürlüğe giren düzenlemelerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Bu tarihten önceki fiili birlikteliklerin tespiti, ancak bu tarihten sonra kesintiye uğruyor. Mahkeme, kanıtların toplanmasında şu unsurlara dikkat edilmesini şart koşuyor:

  • Yerleşim yerlerinin tespiti (muhtarlık, nüfus kayıtları)
  • Elektrik, su, telefon abonelikleri
  • Seçmen kayıtları
  • Resmi ve özel kurumlara verilen adres bilgiler
  • Banka hesap hareketleri
  • Emniyet ve Jandarma araştırmaları
  • Muhtar ve mahalle/köy azalarının tanık ifadeleri

Bu kapsamda, tüm deliller ve tanık ifadeleri ışığında, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu net olarak ortaya konuyor. Mahkeme, bu deliller doğrultusunda kararını veriyor ve hukuki sonuca varıyor.

Sonuç ve Etik Değerlendirmeler

Uzun yıllardır toplumda “sahte boşanma” veya “muvazaalı boşanma” olarak bilinen bu olgu, özellikle ölüm ve yetim aylıklarının alınması amacıyla, evliliklerini sonlandırıp eski eşleriyle yaşamaya devam eden veya yeni evlilikler yapıp bu hakları suiistimal eden kişiler tarafından sıkça kullanılıyor. Bu tarz vakalar, hem etik hem de hukuki açıdan ciddi sorunlar teşkil ediyor. Yasal düzenlemelerin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurular ise genellikle reddediliyor ve düzenlemeler yürürlükte kalmaya devam ediyor.

Yargıtay kararları, bu durumu önlemek adına, fiili birlikteliğin tespit edilmesi halinde, maaş ve aylıkların kesilmesi ve ödenmiş tutarların geri alınması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca, bu süreçte delil toplamanın ve kanıtların titizlikle incelenmesinin önemi büyük. Unutulmamalıdır ki, sadece maaş almak amacıyla yapılan sahte evlilikler ve boşanmalar, hukuken geçersiz sayılmakta ve kesinlikle sonlandırılmaktadır. SGK’nın yaptığı denetimler sayesinde, bu tür usulsüzlüklerin er ya da geç ortaya çıkması kaçınılmazdır ve yasal yaptırımlar da ağırdır.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli