user
e
sv

Marmara Denizi’nde Müsilaj ve Çevresel Durum Analizi

47 okunma — 26 Haziran 2025 15:33

Marmara Denizi’nde Derin Tabakalarda Yoğun Müsilaj Gözlemleri ve Ekosistem Üzerindeki Etkileri

Marmara Denizi’nde yüzeye çıkmayan, ancak derin tabakalarda yoğun biçimde görülen müsilaj, deniz ekosistemleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaya devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Marmara Denizi’nin su kalitesi ve kirlilik seviyelerini 2014 yılından itibaren sistematik şekilde izlemektedir. Bu kapsamda, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) ile ortak yürütülen çalışmalarla, 150 farklı noktadan alınan örnekler kullanılarak müsilaj ve çeşitli çevresel parametreler detaylı biçimde değerlendirilmekte.

Marmara Denizi’nde Derin Tabakalarda Yoğun Müsilaj Gözlemleri ve Ekosistem Üzerindeki Etkileri

Mevsimsel İzleme ve Genel Durum

Tüm denizlerde toplam 428 noktada mevsimsel izleme gerçekleştirilmektedir. Marmara Denizi’nde yılda üç, diğer denizlerde ise iki kez yapılan bu izleme çalışmalarında, deniz yüzeyinden tabanına kadar olan su kolonunun yanı sıra deniz tabanı ve canlı dokuları da incelenmektedir. Bu çalışmalar kapsamında, denizlerin sağlık durumunu anlamak için sekiz ana başlık altında çeşitli parametreler takip edilmektedir.

Mevsimsel İzleme ve Genel Durum

Kirleticiler ve Raporlama Süreci

Her yıl düzenli olarak toplam 48 kirletici türü raporlanmaktadır. Bu kirleticiler arasında fizikokimyasal parametreler, su altı gürültüsü, biyoçeşitlilik ve organik ile inorganik kirleticiler yer almaktadır. 2014 yılından beri sürdürülen bu izleme programları, elde edilen veriler ışığında suyun ekolojik kalite durumu hakkında raporlar hazırlamaktadır. Uzmanlar, bu analizler sayesinde kritik noktaları belirleyerek kirletici kaynaklara karşı önleyici tedbirler almaktadır.

Kirleticiler ve Raporlama Süreci

Modelleme ve Müdahale Çalışmaları

Olgun, Marmara Denizi’ndeki mevcut duruma ek olarak Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) kapsamında iki ek sefer daha gerçekleştirildiğini ifade etti. Bu modelleme çalışmaları sayesinde, 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketine karşı etkin mücadele sağlandı. Ayrıca, ülkedeki nüfusun %30’unun yaşamını sürdüren Marmara Bölgesi’nin yüksek insan yoğunluğu nedeniyle ortaya çıkan kirlilik yükü ciddi boyutlara ulaşmaktadır.

Modelleme ve Müdahale Çalışmaları

Uygulanan Eylem Planları ve Alınan Önlemler

22 maddelik kapsamlı bir eylem planı devreye alınmış durumda. Bu plan doğrultusunda, atık su arıtma tesislerinin izleme sınırı 1000 metreküpten aşağıya çekildi, İzmit Körfezi’nde 3,8 milyon metreküp dip çamuru temizliği başlatıldı ve azot ile fosfor yükünü azaltmaya yönelik yenilikçi teknolojiler devreye sokuldu. Ayrıca, Susurluk Havzası’ndaki Çapraz Çayı’na yaklaşık 1000 yüzen ada yerleştirilerek, nehirlerden Marmara Denizi’ne taşınan azot ve fosfor yükünün azaltılması hedefleniyor.

İleri Biyolojik Arıtma ve Kirlilik Kontrolü

Marmara Denizi’ne yapılacak deşarjların ileri biyolojik arıtma olmadan gerçekleşmemesi kritik önem taşımaktadır. Soner Olgun, bölgedeki atık su arıtma tesislerinin yeterli oranlara ulaşması konusunda endişelerini dile getirerek, 2021 yılında yüzde 51 olan ileri biyolojik arıtma oranının, şu anda sadece yüzde 51,7 seviyesinde olduğunu belirtti. Bu oran, bölgenin taşıyamayacağı kadar yüksek bir yük anlamına gelmektedir. Kentsel atık su baskısının azaltılması ve arıtma altyapısının geliştirilmesi acil ihtiyaçlar arasındadır.

Mevcut Durum ve Gelecek Perspektifi

Olgun, son izleme verilerine dayanarak, kirletici yüklerinde herhangi bir belirgin iyileşme ya da kötüleşme olmadığını vurguladı. Yüzeyden 20-30 metre derinlikte oksijen seviyelerinde ciddi azalmalar devam etmektedir. Şu anda, yüzeyde yoğun müsilaj gözlemlenmemekte, ancak 18-25 metre derinlikte yoğun bir müsilaj tabakasının bulunduğu belirtilmektedir.

2021 yılındaki gibi yüzeye çıkış beklenmiyor. Bu duruma, mevsimsel ve iklimsel faktörler ile Karadeniz’den gelen oksijen zengin yüzey sularının Marmara’ya ulaşması neden olmaktadır. Ancak, kesin bir yargıya varmak zordur çünkü iklim koşulları ve deniz sıcaklıkları gibi kontrol edilemeyen faktörler etkili olmaktadır.

Sonuç ve Öneriler

Deniz ekosisteminin sağlıklı ve sürdürülebilir hale gelmesi için kirlilik yüklerinin ciddi biçimde azaltılması gerekmektedir. Olgun, yaptığı son değerlendirmede, MARMOD Projesi kapsamında yürütülen senaryo çalışmalarına göre, kirlilik yüklerinin %50 oranında azaltılması halinde, 4 ila 6 yıl içinde oksijen seviyelerinde anlamlı iyileşmeler gözlemleneceğini belirtti. Ancak, denizin kendi ekosisteminin iyileşme sürecinin zaman alacağı ve anlık çözümlerle sonuç alınamayacağı da vurgulandı.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli