user
e
sv

Çocukların Dijital Reklamlara Karşı Bilişsel ve Duygusal Tepkileri Üzerine Derinlemesine Bir Araştırma

55 okunma — 30 Haziran 2025 12:36

Giriş ve Araştırmanın Kapsamı

7 ile 15 yaş arasındaki çocukların dijital platformlardaki reklam içeriklerine verdikleri bilişsel ve duygusal tepkileri detaylı bir şekilde irdeleyen bu doktora tezi, alanında önemli ve çığır açıcı sonuçlar ortaya koymuştur. Çocukların dijital medya ile iç içe büyüdüğü günümüzde, sosyal medya, mobil oyunlar ve YouTube gibi platformlarda karşılaştıkları reklamların çocuklar üzerindeki etkisini bilimsel temellerle analiz eden bu çalışma, özellikle çocukların medya okuryazarlığı seviyelerini ve bilinç düzeylerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

Giriş ve Araştırmanın Kapsamı

Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Ana Bilim Dalı doktora programında yürütülen bu kapsamlı araştırma, Dr. Özlem Koç’un liderliğinde, Prof. Dr. Kemal Suher’in danışmanlığında ve Prof. Dr. Ali Atıf Bir’in katkılarıyla gerçekleştirildi. Saha çalışması boyunca, İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Gaziantep illerinde toplam 608 öğrenci, 315 veli ve 122 öğretmenle yüz yüze görüşmeler ve anketler gerçekleştirildi. Bu karma yöntemli araştırma, hem nitel hem de nicel verilerin bütünsel analizine olanak tanımaktadır.

Çocukların Reklam Algısı ve Farkındalık Düzeyleri

Bu araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, çocukların reklam içeriklerini fark etme ve anlama konusundaki yüksek farkındalık oranlarıdır. Öğrencilerin %94.7’si, karşılaştıkları reklamların içeriklerini fark ettiğini belirtmiş, ancak bu reklamlar üzerinden ürün satın alma isteği ise yalnızca %22.5 ile sınırlı kalmıştır. Bu veri, çocukların reklamların etkisi altında kalmadığını, aksine içerikleri değerlendirebildiklerini ve eleştirel bakış açıları geliştirdiklerini göstermektedir. Ancak, öğretmenlerin %50.8’i çocukların reklamlardan kolayca etkilenebileceğini düşünürken, velilerin sadece %32.5’i çocuklarının reklamlara inandığını ifade etmektedir. Bu ikili algı arasındaki fark, aslında medya okuryazarlığı seviyeleri konusunda ciddi bir bilinç eksikliğine işaret etmektedir.

Çocukların Reklam Algısı ve Farkındalık Düzeyleri

Reklamlardan Etkilenen Çocukların Ürün İsteme Oranları

Reklamlardan etkilenip ürün talebinde bulunan çocukların oranı yaş gruplarına göre önemli ölçüde değişiklik göstermektedir. 7-9 yaş grubunda %19.8’e kadar çıkan bu oran, 13-15 yaş grubunda ise %6.1 seviyesine gerilemektedir. Bu durum, yaş ilerledikçe reklamlara karşı gelişen direnç ve eleştirel tutumların arttığını göstermektedir. Bununla birlikte, hiçbir yaş grubunun medya okuryazarlığındaki kavramsal farkındalık oranı %50’yi aşmamaktadır. Bu da, bilgi seviyeleri yüksek olsa da davranışlara dönüşte yetersizlikler olduğunu ortaya koymaktadır. Bir başka ifadeyle, bilgi ile tutum arasında kopukluk söz konusudur. Bu bulgular, medya eğitiminin yalnızca bilgi vermekle sınırlı kalmaması, aynı zamanda tutum ve davranış kazandırmaya odaklanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Reklamlardan Etkilenen Çocukların Ürün İsteme Oranları

Reklamlara İlginin Azalması ve Sektörel Çıkarımlar

Tez, sadece akademik değil, sektör ve kamu politikaları açısından da önemli çıkarımlar içermektedir. Çocuklara yönelik reklam içeriklerinin dil ve anlatım biçiminin daha etik, şeffaf ve samimi olması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, influencer’lar ve dijital platformlar aracılığıyla sunulan gömülü reklamlar, oyun içi tanıtımlar gibi karmaşık formatların, çocukların içerik ve reklam arasındaki sınırları ayırt etmesini zorlaştırdığı belirtilmektedir. Bu durum, çocukların reklamlara olan ilgisinin yaşla birlikte ciddi biçimde azaldığını ve bazı içeriklere karşı tamamen duyarsızlaştıklarını ortaya koymaktadır. Bu gerçek, reklam sektörünü ve düzenleyici kurumları, özellikle RTÜK, KVKK ve BTK gibi otoriteleri, yeni ve etkili regülasyonlar geliştirmeye yönlendirmektedir.

Sonuç ve Öneriler

Bahçeşehir Kolejleri’nin değerli akademisyeni Dr. Özlem Koç tarafından hazırlanan bu çalışma, dijital dünyada çocukların haklarını ve güvenliğini koruma adına önemli bir rehberlik sunmaktadır. Araştırma, çocukların sesini daha doğru duymak, anlamak ve onlara uygun, etik içerikler üretmek adına yol göstericidir. Ayrıca, medya okuryazarlığı eğitimlerinin, sadece bilgi değil, aynı zamanda tutum ve davranış kazandırmaya yönelik olması gerektiğini tekrar vurgulamaktadır. Bu bağlamda, ilgili kurumların ve sektör temsilcilerinin, çocukların dijital dünyada korunması ve bilinçlendirilmesi adına sorumluluk almaları büyük önem taşımaktadır.

Son olarak, bu önemli çalışma, yakında yayımlanacak olan kitap formatıyla kamuoyuna sunulacak ve dijital çağda çocukların haklarını savunan, bilinçli ve sorumlu bir kuşağın yetişmesine katkı sağlayacaktır.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli